15 Temmuz’a ilişkin yargılamalarda dikkat çekici bir ayrıntı gündeme geldi. Eski Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın özel kalem müdürlüğünü yapan emekli Kurmay Albay Ramazan Gözel, Tuğgeneral Semih Terzi’nin darbe girişiminden kısa süre önce Akar’a iletilmek üzere gönderdiği bir dosyanın akıbetinin belirsiz olduğunu öne sürdü. Gözel, dosyanın 15 Temmuz sonrasında kendi odasında bulunduğunu ancak soruşturma evrakları arasında yer almadığını iddia etti.
Terzi, raporu neden komutanını atlayarak gönderdi?
Ramazan Gözel’in mahkemede aktardığı bilgilere göre, 15 Temmuz gecesi hayatını kaybeden Tuğgeneral Semih Terzi, darbe girişiminden önce dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’a sunulması amacıyla bir dosya hazırladı.Gözel’e ulaştırılan zarfın kapalı olmadığını belirten eski özel kalem müdürü, dosyanın içeriğini tüm ayrıntılarıyla hatırlamadığını ancak Suriye’deki gelişmelere ilişkin değerlendirmeler ve öneriler içerdiğini söyledi.Gözel’in iddialarında dikkat çeken nokta ise belgenin gönderilme yöntemiydi. Terzi’nin raporu, bağlı bulunduğu Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı aracılığıyla değil, doğrudan Genelkurmay Başkanı’na ulaştırmak istediğini anlattı.Gözel, bu tercihin gerekçesine ilişkin olarak Aksakallı’nın hukuka aykırı faaliyetlerde bulunduğunu ileri sürdü.
“Dosyayı Akar’a ulaştıramadım”
Hulusi Akar’ın hem Kara Kuvvetleri Komutanlığı hem de Genelkurmay Başkanlığı döneminde özel kalem müdürlüğünü üstlenen Gözel, kendisine gelen evrakı normal şartlarda doğrudan komutana sunduğunu anlattı.Ancak Semih Terzi’nin gönderdiğini belirttiği dosyada bu sürecin işlemediğini söyledi.Yoğun mesai nedeniyle belgeyi Hulusi Akar’a iletemediğini ifade eden Gözel, yıllar sonra mahkemede bu durumu bir görev eksikliği olarak değerlendirdiğini belirtti.Terzi’nin 15 Temmuz gecesi yaşamını yitirmesi nedeniyle dosyanın içeriği ve gönderilme amacı hakkında kendisiyle daha sonra görüşemediğini de dile getirdi.
Asıl soru: 15 Temmuz’dan sonra dosyaya ne oldu?
Gözel’in anlatımında en önemli ayrıntılardan biri, söz konusu belgenin 15 Temmuz’dan sonraki durumuydu.Eski özel kalem müdürü, Semih Terzi’den geldiğini söylediği dosyanın 15 Temmuz sonrasında kendi odasında bulunduğunu açıkladı.Buna rağmen belgenin soruşturma dosyalarında yer almadığını öne sürdü.Gözel, özel kalem odasında gerçekleştirilen aramaların kamera kayıtlarının incelenmesi gerektiğini savundu. Bu görüntülerin kendilerine verilmediğini belirterek dosyanın akıbetinin arama kayıtları üzerinden araştırılabileceğini ifade etti.Bu iddia, önemli bir soruyu gündeme getiriyor: 15 Temmuz öncesi Genelkurmay Başkanı’na sunulmak istenen dosya daha sonra kimlerin eline geçti ve neden soruşturma evrakları arasında bulunamadı?
Akar’ın telefonu ve iki iPad’i için inceleme talebi
Ramazan Gözel’in mahkemede dile getirdiği iddialar yalnızca Semih Terzi’nin raporuyla sınırlı kalmadı.Gözel, dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın kullandığı bir cep telefonu ve iki iPad bulunduğunu, tabletlerden birinin internet bağlantılı olduğunu, diğerinde ise gizlilik dereceli askerî bilgilerin yer aldığını ileri sürdü. Bu cihazların dijital incelemeden geçirilmediğini iddia eden Gözel, elektronik kayıtların araştırılmasını talep etti. Ayrıca Akar’ın 15 Temmuz öncesinde ve 15 Temmuz günü kimlerle görüştüğünün de araştırılması gerektiğini savundu.
Genelkurmay’daki bazı belgeler neden soruşturma dosyasında yok?
Gözel, Genelkurmay Harekât Merkezi’nde bulunan çok gizli belgelerin soruşturma dosyalarına dahil edildiğini, buna karşılık Hulusi Akar’ın çalışma programı ve görüşmelerini gösteren bazı evrakın dosyalarda yer almadığını öne sürdü. Özellikle 15 Temmuz haftası Akar’ın yaptığı görüşmelerin ve 15 Temmuz günü programında gerçekleşen değişikliklerin incelenmesini istedi.
Eski özel kalem müdürünün açıklamaları, 15 Temmuz’un askerî ve adli süreçlerine ilişkin bazı noktaların daha ayrıntılı incelenmesi gerektiği yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Semih Terzi’nin gönderdiği dosyanın içeriği, belgenin soruşturma kayıtlarında bulunup bulunmadığı, özel kalem odasının arama görüntüleri ve Genelkurmay Başkanlığı’ndaki dijital kayıtların durumu, açıklığa kavuşturulması istenen başlıklar arasında yer alıyor.
