Yarbay Ali Tatar’ın intiharıyla sonuçlanan trajik sürecin arka planı, askeri komuta zincirindeki idari ihmaller, Kafes Eylem Planı soruşturmasındaki iddialar ve sürecin hukuki boyutundaki cevaplanmamış sorular yayımlanan video analiziyle yeniden kamuoyu gündemine taşındı.

Ali Tatar Dosyası ve Kamuoyundaki Yanılgılar

2009 yılında yaşamına son veren Yarbay Ali Tatar’ın ölüm yıl dönümü vesilesiyle konu siyasette ve medyada tekrar geniş yer bulurken, olayın idari ve hukuki boyutlarının yeterince derinlemesine araştırılmadığı ifade ediliyor. Simge isimlerin trajik ölümlerinin arka planındaki detaylara bakılmaksızın kamuoyu tartışmalarında araçsallaştırıldığı öne sürülüyor.

Soruşturmanın Kronolojisi ve Trajik Son 24 Saat

Süreç, Temmuz 2009’da Narkotik Şube’ye gelen bir ihbar üzerine genç teğmenlerin evlerinde yapılan aramalarda patlayıcı maddelerin bulunması iddiasıyla başladı. Amirallere Suikast ve Kafes Eylem Planı soruşturmaları kapsamında ifadesi alınan Yarbay Ali Tatar, 7 Aralık’ta tutuklandı. Avukatlarının itirazı üzerine 16 Aralık’ta serbest bırakılan Tatar hakkında, savcının itirazı sonrası 18 Aralık’ta yeniden yakalama kararı çıkarıldı ve Tatar 19 Aralık sabahı evinde yaşamına son verdi.

Ortaya koyulan röportajlar ve belgeler doğrultusunda, Tatar’ın son 24 saatinde yaşanan idari ve insani ihmaller dikkat çekiyor. Yakalama kararının çıktığı akşam lojmanda bulunan Ali Tatar’ın, komutanları tarafından çağrılarak karardan haberdar edildiği ve bu durumun Tatar’da büyük bir moral çöküntüsüne yol açtığı aktarılıyor. Ailesinin durumu kötü olan Tatar için iki gün sonrası adına GATA psikiyatri servisinden randevu aldığı ifade ediliyor. Olay gecesi eşi tarafından beylik tabancalarının saklanmasına rağmen silahların tekrar nasıl bulunduğu sorusu ise belirsizliğini koruyor. İntihar sabahı evde bulunan yetkililere, Tatar’ın sakinleştirilmesi ve GATA’ya götürülmesi yönünde yapılan çağrıların dikkate alınmadığı belirtiliyor.

Olay Yeri İncelemesi ve Kapatılan Dosya

23 Aralık 2009 tarihli ekspertiz raporunda intiharda kullanılan tabancada ve şarjörde vücut izi tespit edilemediği kaydedilirken, olayın Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından şaibeli bulunmayarak kapatıldığı hatırlatılıyor.

Soruşturmadaki İddialar ve Cevapsız Sorular

Dosyanın arka planındaki soruşturmalarla ilgili olarak Genelkurmay, Valilik ve Emniyet arasındaki görüşmelerde kilit belgelerin imhası ya da soruşturma dışı tutulmasının talep edildiği öne sürülüyor. Soruşturmayı yürüten savcıların yargılanma gerekçelerindeki çelişkiler ile 2009 yılında peş peşe yaşanan diğer şüpheli asker ölümlerinin de bütüncül bir şekilde incelenmesi gerektiği savunuluyor.