Notice: Function WP_Styles::add was called incorrectly. The style with the handle "elementor-post-1122" was enqueued with dependencies that are not registered: elementor-frontend. Please see Debugging in WordPress for more information. (This message was added in version 6.9.1.) in /var/www/vhosts/yakinhafiza.com/httpdocs/wp-includes/functions.php on line 6170

Çiroz Çelebi: Erdoğan Bu Ülkede Asılacak!

Ergenekon örgütünce adı Çiroz olarak kodlandı, Ergenekon tapelerinde geleceğin Genelkurmay Başkanı olarak ifade edildi, daha sonra çürük raporu olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ayrıldı ve bugün AKP milletvekili olarak karşımızda. Kimden bahsediyoruz? Tabii ki Mehmet Ali Çelebi’den. Mehmet Ali Çelebi Ergenekon davasıyla ilgili  “çok büyük kumpaslar kuruldu, Ergenekon dosyası çökmüştür” ifadelerini kullanmıştı. Mehmet Ali Çelebi hangi suçlamalarla karşı karşıyaydı? Kendisi milliyetçi ve Atatürkçü bir asker olduğu için kendisine kumpas mı kuruldu? Gelin gerçeğin perdesini beraberce aralayalım.

Öncelikle irtibatta olduğu Neriman Aydın’dan bahsetmek gerekir. Neriman Aydın; bir gazeteciydi, ulusalcı bir internet sitesinde yayınlar yapıyordu. Bir de eski maliye müfettişi olan Kemal Aydın adlı kardeşi vardı. Bu iki kişinin yönlendirmesiyle Mehmet Ali Çelebi, Kara Kara Harp Okulu bünyesinde bir hücre yapılanması kuruyor ve bu hücre yapılanmasının bir nevi liderliğini üstleniyordu. Aynı zamanda evinde bir Harbiyelinin ulaşması mümkün olmayan gizli belgeleri arşivlerken, bazı şiddet vurgulu notlar tutuyordu.

Mehmet Ali Çelebi’nin evine yapılan baskında, bakalım neler ele geçirilmiş? Zamanın AKP’li Bakanlar Kurulu üyeleri ile ilgili, milletvekilleri ile ilgili, bazı bürokratlarla ilgili, bu kişilerin yakın olduğu cemaatler, bu cemaatlerin liderleri, bunlarla olan ilişkileri, geçmişte suçlandıkları davalar, onlara şantaj yapılabilecek nitelikte bilgiler ve birçok fişleme bilgisi. Bu, kesinlikle gizli bilgilerin kayıt altına alınması suçunu oluşturan mahiyette bilgilerdi ve 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin gerekçeli kararına da yansıdı.

Çelebiyi yönlendiren Neriman Aydın’ın Şener Eruygur’la ciddi bir irtibatı var. Bazı mektuplar yazıyor. Bu mektuplar üzerinden Şener Eruygur’u darbeye teşvik eden talepleri var. “Sizden başka umudumuz kalmadı” diyor. Mehmet Ali Çelebi de bu mektupların ya sekreteryasını üstlenmiş ya da bu mektupların kaydını tutmuş. “Neroş” olarak adlandırılan bir Word dosyasında Neriman ismine atıf yaparak bunları saklamış. Yani Mehmet Ali Çelebi’nin mektuplardan haberdar olduğunu, onay verdiğini ve bu faaliyetlerin bir parçası olduğunu anlıyoruz.

Peki bu mektuplarda başka neler var? Tayyip Erdoğan’dan hakaretle bahsediliyor. “Molla zihniyetli Tayyip’in bizi getirdiği nokta…” ifadesiyle tanımlanıyor Recep Tayyip Erdoğan. Gerekirse bu gerici adamları durdurmak için kafa kopartmak gerekir ifadeleriyle kafa kopartmaktan bahsediyorlar. 

Başka bir mektubunda Neriman Aydın, “Mülkiye müfettişi olan Candan Eren diye birisi vardır, kendisinin konumu ile ilgili bazı sıkıntılar var, ya bir idari soruşturma altında ya bir yargılaması var. Buna sahip çıkmalıyız paşam” diyor. “Bu bizim asıl devletimiz için çok önemli bir isim” diyor Candan isimli mülkiye müfettişi için.  Şener Eruygur talebi dikkate alıyor, bir albayı görevlendiriyor. Albay Candan Eren isimli mülkiye müfettişi ile görüşüyor, davasını takip ediyor. Bir şekilde onu koruma altına alıyor ve kullanmayı düşünüyorlar. Mektuplarda belirtilen olayların gerçekleşmesi, mektupların doğruluğunu da teyit ediyor. Diğer taraftan “asıl devletimiz” ifadesi nedir? Anayasada tanımlanan bir tane devlet vardır. Bu mektupta geçen asıl devletimiz ifadesinden kasıt açıklanabilmiş değildir.

Yine mektuplarda Şener Eruygur’a, “Paşam umarız daha fazla geç kalmazsınız. Daha fazla geç kalınırsa ok yaydan çıkacak” diyor. Sürekli darbe planlanması, yönetimin ele alınması ile ilgili yazışmalar var. Bu mektupların tamamı bugün AKP’li Recep Tayyip Erdoğan’ın adamına dönüşen Mehmet Ali Çelebi’nin evinden çıkıyor.

Başka ne ele geçmiş Mehmet Ali Çelebi’nin evinde? “Yiğitlik” adlı el yazılı bir doküman. Bu, Mehmet Ali Çelebi’nin el yazısı ile bir not. Bu notta şöyle bir ifade var: “Tayyip: Bu alçaklar bunu yapacak, …” diye yazmış. Sonra Tayyip ismi yuvarlak içine alınmış, Tayyip isminin altından bir ok çıkarılmış, “Devletin onurunu kurtarmak için gerekirse bu ülkede asılacaklar” yazmış. Yani bugünün Mehmet Ali Çelebi’si, Tayyip Erdoğan’ı asma planlarından bahsediyor. Yine başka bir el yazısı notta “Bir tarikat sapığının emperyalist babalara verdiği sözler ve tavizler, Menderes’in yanında solda sıfır kalır.” İfadesi var. Bunu Tayyip Erdoğan için not etmiş. 

Dosyada Çelebinin Hizb-ut Tahrir örgütüne sızmasıyla ilgili çok önemli tespitler de var. Kemal Aydın dinlemeye alınıyor, Neriman Aydın dinlemeye alınıyor. Kemal Aydın burada açık açık “Bizim Çiroz çok önemli işler yapıyor” diyor. Hizb-ut Tahrir örgütünden bir taksiciyle iletişim kurduğunu, taksiciye girdi yaptığını, taksicinin gizli gizli fotoğraflarını çektiğini, çok önemli işler başardığını anlatıyor bir telefon görüşmesinde. Konuştuğu kişi de “Geleceğin Genelkurmay Başkanı bu Çiroz” falan gibi cümleler kuruyor. Bunlar resmi olarak kayıt altına alınıyor.

Yani Hizb-ut Tahrir örgütüne girmişler, orada fişleme yapmışlar ve bunu örgütü yönlendirmek, örgüt hakkında illegal bilgi toplamak için yapmışlar. Zaten Ergenekon Lobi isimli dokümanda toplumun değişik katmanlarının, cemaatlerin dahi kullanılabilmesi için bunların içine sızılması, kontrol edilmesine dair maddeler var. Diyebilirsiniz ki bir yasa dışı örgütle ilgili bazı şeylere şahit olmuş olabilir, bunları raporlamış olabilir. O zaman şunu yapması gerekiyordu: Ya polise, kolluk görevlisine şikâyette bulunması gerekiyordu ya savcılığa gitmesi gerekiyordu. Hadi asker kişi veya askeri öğrenci diyelim, komutanlarına bildirmesi, onların Merkez Komutanlığına, onun aracılığıyla da polise bunun bildirilmesi gerekiyordu. Ama hiç alakası olmayan bir ulusalcı gazeteciye ve bir maliye müfettişine sürekli rapor veriyor bunlarla ilgili. Bunu inkâr ediyor, sonra mahkemede kabul ediyor, sonra yine inkâr ediyor. 

Sonuç olarak Mehmet Ali Çelebi dosyası, yıllardır anlatıldığı gibi yalnızca “milliyetçi bir subaya kurulmuş sözde bir kumpas” anlatısına sığmayacak kadar karmaşık iddialar, deliller ve çelişkiler barındırmaktadır. Evinden çıkan belgeler, yazışmalar, notlar ve tape kayıtları; dönemin siyasal iklimi, asker-siyaset ilişkileri ve devlet içi güç mücadeleleri açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken unsurlardır. Ancak bugün dikkat çekici olan asıl mesele, geçmişte iktidarı hedef alan sert söylemlerle anılan bir ismin, şimdi aynı iktidarın saflarında siyaset yapıyor olmasıdır.

 

Exit mobile version