Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına bir F-4 savaş uçağının neden olduğu yönündeki iddiaları ve ardından başlatılan yeni operasyon dalgası gündemdeki yerini koruyor. Ancak resmi raporlar, radar kayıtları, meteorolojik veriler ve havacılık fiziği incelendiğinde, söz konusu senaryonun önünde ciddi teknik engeller ve çelişkiler bulunduğu görülüyor[1].
1. Zamanlama ve Görev Planı Tutarsızlığı
- Planlı Jet Uçuşu – Anlık Helikopter Rotası: Jet filolarında uçuş programları genellikle bir hafta veya en geç bir gün öncesinden hazırlanıp ilan edilir[4][5]. Muhsin Yazıcıoğlu’nu taşıyan özel kiralık helikopterin kalkış saati ve rotası ise sabit olmayıp, tamamen miting programının akışına bağlı olarak anlık belirlenmiştir[5][6].
- Hedefleme Soru İşareti: Kalkış zamanı ve rotası henüz kesinleşmemiş bir helikopterin, önceden planlanmış bir F-4 savaş uçağı tarafından hedef alınarak havada önünün kesilmesi teknik olarak açıklanmaya muhtaçtır.
2. Coğrafi Şartlar ve Görüş Engeli
- Bulut Tabanı Engeli: Kaza günü bölgedeki hava şartları oldukça ağırdır[7]. Gazeteci İsmail Güneş’in kaza öncesi çektiği fotoğraflar ve Meclis Araştırma Komisyonu raporundaki veriler, bulut alt sınırının dağ zirvesinden daha aşağıda olduğunu teyit etmektedir[7][8].
- Görerek Temas İmkansızlığı: Bulut katmanının üzerinde seyreden bir F-4 jetinin, bulutların altında ve çok alçak irtifada uçan helikopteri görerek tespit etmesi ve yaklaşması meteorolojik olarak neredeyse imkansızdır.
3. Hedef Gösterilen İsim ve Kokpit Gerçeği
- Pilot Değil, Silah Sistem Subayı: Basında suikast iddiasıyla öne çıkarılan Kurmay Albay Ali Armağan, iki kişilik F-4 uçağında uçağı fiilen kullanan “pilot” değil, arka kokpitte oturan “silah sistem subayı”dır[9][10].
- Kumanda Yetkisi Yok: Arka kokpitteki subayın uçağın hızına, irtifasına veya rotasına doğrudan müdahale yetkisi bulunmamaktadır. Uçağı sevk ve idare eden ön kokpitteki asıl pilot (Ahmet Turan) hakkında ise herhangi bir işlem yapılmamıştır.
4. Türbülans ve Mesafe Fiziği
- Emniyetli Ayırma Mesafesi: Havacılık standartlarına göre F-4 uçağı (orta/medium) ile Bell 206 helikopteri (hafif/light) arasındaki emniyetli ayırma mesafesi en az 5 deniz mili (9,3 km) olmalıdır.
- Resmi Kayıttaki Mesafe: Hava Kuvvetleri’nin savcılığa sunduğu resmi verilere göre iki hava aracı arasındaki en yakın geçiş mesafesi 28,5 km olarak bildirilmiştir. 28,5 km mesafedeki bir uçuşun türbülans oluşturarak helikopteri düşürmesi fiziken mümkün değildir.
5. Sonik Patlama ve Tanık Beyanları
- Havacılık Literatüründe Örneği Yok: Bütün havacılık tarihinde sonik patlama basıncıyla düşmüş tek bir helikopter vakası dahi bulunmamaktadır.
- Sessiz Köyler ve 112 Kayıtları: Sonik patlama gerçekleştiği takdirde yaklaşık 15 km çapındaki bir alanda şiddetle duyulur[18][19]. Kazanın gerçekleştiği bölgeye 3,5 ila 12 km mesafedeki 10 köyün sakinleri (örneğin Kızıl köyü imamı) ve kazadan sonra 112 ile defalarca görüşen gazeteci İsmail Güneş, hiçbir jet, patlama veya türbülans sesi duymadıklarını beyan etmişlerdir.
6. Çelişkili Radar Kayıtları ve Arama-Kurtarma Gecikmesi
- Çelişkili Açıklamalar: Hava Kuvvetleri 2011 yılında bölgede 74 km yarıçap içinde hiç TSK uçağı olmadığını savunmuş, daha sonra savcılığa verilen bilgide 28,5 km mesafeden F-4 geçtiği ifade edilmiştir[20]. Kazanın gerçekleştiği saatlerde (15:03 – 15:07) radarlarda 4 dakikalık bir kesinti yaşanmış ve bu durum arıza iddiasıyla açıklanmaya çalışılmıştır.
- Asıl İhmal Koordinat Hatası: Soruşturmadaki en kritik noktalardan biri, Genelkurmay bünyesinden gönderilen yanlış konum bilgisi nedeniyle arama kurtarma ekiplerinin yaklaşık 55 dakika geciktirilmesi ve çalışmaların yanlış bölgeye yönlendirilmesidir
